Hakkımda
Annemin ilk çocuğu, kardeşlerimin en büyük ağabeyi, hayatıma anlam katan eşimin yol arkadaşı ve en büyük motivasyonum kızımın babasıyım. Ailem, kim olduğumun en temel parçası. Rahmetli babam, her zaman idolüm oldu. Onlar bana sadece neden çalıştığımı değil, nasıl yaşamak istediğimi de hatırlatıyor.
Ben Yavuz Selim Kılınç. Yaşım her saniye ilerliyor; doğum yılım ise sabit: 1981. Ailem dışında hayatıma değer katan tutkularım var.
Otomobiller, benim için bir araç değil; bir kültür, bir kimliktir. İtalyan otomobillerine karşı özel bir bağım var. Ferrari’ye duyduğum hayranlık büyük, ama özellikle Alfa Romeo’ya olan “Alfista” seviyesindeki sadakatim, bambaşka. Genel olarak ruhu olan tüm otomobillere, özellikle de klasik ve youngtimer modellere büyük ilgim var. Mekaniğe olan yatkınlığım sayesinde bu tutkuyu yalnızca izleyerek değil, araştırarak, teknik altyapıyı inceleyerek ve kimi zaman garajda elimde anahtarla bir şeyler kurcalayarak yaşıyorum.
Motosikletler, geç başladığım ama baskın hale gelen bir diğer tutkum. İçindeki özgürlük hissini, kendine ait kültürel dokuyu, insanı hayattan sıyırıp yeniden toparlayan rehabilite edici etkisini ve derin felsefi yönünü çok seviyorum. Bu tutkuyu, ortak heyecanı paylaşan arkadaşlarımla birlikte Multiriders adını verdiğimiz bir motosiklet kulübü kurarak daha da ileriye taşıdık. Kurucu üyesi ve başkanı olduğum bu kulüp bugün bireysel tutkudan kolektif bir ruh haline evrilmiş durumda; ortak hareket ederek yol almaya devam ediyoruz.
Ve içimde çocukluğumdan beri kök salmış bir başka tutku daha var: siyah-beyaz. Bir Beşiktaşlı babanın Beşiktaşlı oğlu olarak doğdum. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde okurken, maç günleri Çarşı’dan geçip ağaçlı yoldan İnönü Stadı’na yürürdüm. Tezahüratlar, deplasmanlar, tribün anıları… Tribünlerde başlayan bu bağlılık, bugün Beşiktaş Kongre Üyeliği ile resmi bir kimliğe kavuştu. Ama özünde hep aynı: bir tutku, bir sadakat, bir karakter tercihi.
Öğrenmeyi ve öğrendiğimi paylaşmayı seviyorum. LinkedIn ve Medium’da strateji, teknoloji ve liderlik üzerine düzenli olarak yazıyorum; yazmak benim için düşünceyi netleştirmenin en dürüst yolu. Aynı sebeple, kurum içinde ve dışında — özellikle üniversite öğrencileriyle — mentörlük yapmaya zaman ayırıyorum. Birinin yolunu kısaltabiliyorsanız, bu zaten yeterli bir gerekçe.
Bu merak, öğrenme ve bir şeyleri daha iyi hale getirme isteği doğal olarak iş hayatımın da ana eksenini oluşturdu. Yaklaşık 20 yıldır teknoloji, süreç ve strateji kesişiminde çalışıyorum. Bu yolculuk; ERP danışmanlığıyla başladı, program yönetimine, BT organizasyonlarının yeniden yapılandırılmasına, dijital liderlik programlarına ve kurumsal mimari tasarımına uzandı.
Tekstil, otomotiv, sağlık, enerji ve inşaat sektörlerinde — Türkiye’de ve yurtdışında — 30’u aşkın kurumda dönüşüm programlarına liderlik ettim. Çalıştığım kurumlarda sektöre özel ERP platformunun inşasına öncülük ettim; çok lokasyonlu fabrikalarda uçtan uca ERP rollout’larını ekibimle birlikte tamamladık; grup şirketlerinin verilerini konsolide eden karar destek altyapıları kurduk; dijital lider yetiştirme programları tasarlayıp hayata geçirdik. Yapay zeka dil modelleriyle geleneksel sistemleri akıllandıran yapılar inşa ettik.
Bugün bu birikimi üç odakta birleştiriyorum:
Teknoloji Yönetimi · Stratejik Yönetişim · İnsan Odaklı Liderlik
Bu üç boyut birbirinden bağımsız değil — biri olmadan diğeri yarım kalır.
Halen Yeşim Group’ta Grup Bilgi Teknolojileri Direktörü ve YeşimTech’te Direktör olarak görev yapıyorum.